Blog

Bir Tesadüf Sonucu Ortaya Çıkmış 15 Bayıldığımız Yiyecek ve İçecek

1888 yılında Thomas Adams denen bir adamcağız doğal lateksten lastik yapmaya çalışırken bir türlü ayarını tutturamamış. "Yerim ben böyle icadı!" deyip ağzına bir parça doğal lateks atınca bir bakmış ki eğlenceli bir çiğnenişi var bu meretin. O da içine farklı aromalar koyup bu çiğnenen şeyi satmaya başlamış. Afiyet olsun Thomas, afiyet olsun Adams. Türkiye seni çok seviyor.
1888 yılında Thomas Adams denen bir adamcağız doğal lateksten lastik yapmaya çalışırken bir türlü ayarını tutturamamış. "Yerim ben böyle icadı!" deyip ağzına bir parça doğal lateks atınca bir bakmış ki eğlenceli bir çiğnenişi var bu meretin. O da içine farklı aromalar koyup bu çiğnenen şeyi satmaya başlamış. Afiyet olsun Thomas, afiyet olsun Adams. Türkiye seni çok seviyor.
Yoğurt tarihin en eski yiyeceklerinden bir tanesi bu yüzden hikayesi de daha doğal tabii ki. İnsanlar sütü yanlarında taşımak isterken sütü keçi derisinin içine koymuşlar. Keçi derisinde bulunan bakteriler sütün mayalanmasını ve yoğurt halini almasını sağlamış. Böylece yoğurt doğmuş. Bu da en bilinen rivayetlerden bir tanesi.
Yoğurt tarihin en eski yiyeceklerinden bir tanesi bu yüzden hikayesi de daha doğal tabii ki. İnsanlar sütü yanlarında taşımak isterken sütü keçi derisinin içine koymuşlar. Keçi derisinde bulunan bakteriler sütün mayalanmasını ve yoğurt halini almasını sağlamış. Böylece yoğurt doğmuş. Bu da en bilinen rivayetlerden bir tanesi.
8. yüzyılda Habeşistan'da yaşayan Khaldi adında bir çoban keçilerinin garipli guruplu bir şekilde hareket ettiğini görmüş. Bunun da tam olarak nedeni kırmızı kırmızı meyveleri hayvanların midelerine indirmeleriymiş. Ne yediklerini merak eden Khaldi keçilerden geri kalmayıp yiyivermiş kırmızı meyveyi. Kendisinde de aynı enerjiyi gören Khaldi kahveyi kabilesine geri götürünce binbir akıl binbir yöntemle kahveyi damaklarımıza ulaştırmış.  Not: Kahvenin bulunuşu sanıyoruz ki bu listede en çok rivayete sahip olan konu.
8. yüzyılda Habeşistan’da yaşayan Khaldi adında bir çoban keçilerinin garipli guruplu bir şekilde hareket ettiğini görmüş. Bunun da tam olarak nedeni kırmızı kırmızı meyveleri hayvanların midelerine indirmeleriymiş. Ne yediklerini merak eden Khaldi keçilerden geri kalmayıp yiyivermiş kırmızı meyveyi. Kendisinde de aynı enerjiyi gören Khaldi kahveyi kabilesine geri götürünce binbir akıl binbir yöntemle kahveyi damaklarımıza ulaştırmış.
Not: Kahvenin bulunuşu sanıyoruz ki bu listede en çok rivayete sahip olan konu.
1850'lerde New York'taki Moon Lake Lodge restoranında çalışan bir şef uyuz bir müşteriye çatmış. Müşteri sürekli olarak patates kızartmalarının çok kalın olduğunu söyleyip geri gönderiyormuş. Artık kızgınlıktan deliren şef o kadar ince kesip o tuzlamış ki patatesleri cips halini almışlar. Uyuz müşterilere kızmamak gerekiyormuş demek ki bazen.
1850’lerde New York’taki Moon Lake Lodge restoranında çalışan bir şef uyuz bir müşteriye çatmış. Müşteri sürekli olarak patates kızartmalarının çok kalın olduğunu söyleyip geri gönderiyormuş. Artık kızgınlıktan deliren şef o kadar ince kesip o tuzlamış ki patatesleri cips halini almışlar. Uyuz müşterilere kızmamak gerekiyormuş demek ki bazen.
John Montagu, İngiliz bir devlet adamıymış. Özellikle arkadaşlarıyla birlikte kart oynamayı çok seviyormuş. Bir gün yine masadayken karnı çok acıkmış ve aşçıdan ellerini kirletmeden yiyebileceği bir yemek istemiş. İki ekmek arasına bir şeyler koyuverin şu midemi bastırayım deyince sandviç bulunuvermiş. Sandviçe de kendi sülalesinin adını vermiş.
John Montagu, İngiliz bir devlet adamıymış. Özellikle arkadaşlarıyla birlikte kart oynamayı çok seviyormuş. Bir gün yine masadayken karnı çok acıkmış ve aşçıdan ellerini kirletmeden yiyebileceği bir yemek istemiş. İki ekmek arasına bir şeyler koyuverin şu midemi bastırayım deyince sandviç bulunuvermiş. Sandviçe de kendi sülalesinin adını vermiş.
Hawai pizza denilince sanki gerçekten Hawai'den çıkmış gibi geliyor insana. Ancak öyle değil. Kanada'nın Ontario kentinde 1962 yılında restoran açan şef Sam Panoloulos kendi kendine pizza çeşitleri ve malzemeleri denerken buluvermiş bu pizzayı. Hawai pizzasız gün geçiremem canım kıvamında değil tabii ki bu pizzaya olan aşkımız ama bilgi Kanada'da olsa alın gelin demişler.
Hawai pizza denilince sanki gerçekten Hawai’den çıkmış gibi geliyor insana. Ancak öyle değil. Kanada’nın Ontario kentinde 1962 yılında restoran açan şef Sam Panoloulos kendi kendine pizza çeşitleri ve malzemeleri denerken buluvermiş bu pizzayı. Hawai pizzasız gün geçiremem canım kıvamında değil tabii ki bu pizzaya olan aşkımız ama bilgi Kanada’da olsa alın gelin demişler.
Tarihin en eski içkisi olarak bilinen bira, milattan önce 10.000 yılında buğdayların saklanma koşullarında gerçekleşen bir aksaklıkla ortaya çıkmış. Islanan buğdaylar fermente olmuş ve garip tatlı bir içeceğin ortaya çıkmasını sağlamış. Tabii ki fermente olmuş buğdayı içilebilir kıvama getirmek Mezopotamyalıların eline kalmış.
Tarihin en eski içkisi olarak bilinen bira, milattan önce 10.000 yılında buğdayların saklanma koşullarında gerçekleşen bir aksaklıkla ortaya çıkmış. Islanan buğdaylar fermente olmuş ve garip tatlı bir içeceğin ortaya çıkmasını sağlamış. Tabii ki fermente olmuş buğdayı içilebilir kıvama getirmek Mezopotamyalıların eline kalmış.
Aslında çay poşetleri 600'lü yıllarda Çin'de çayın kokusunu saklamak için küçük paketlere konulması ile bulunmuş. Bir diğer rivayet ise çay örnekleri dünyaya gönderilmeye hazırlanırken küçük paketler halinde hazırlanması ile ortaya çıkmış. Demleme gibi olmasa da seni de severiz sallama çay.
Aslında çay poşetleri 600’lü yıllarda Çin’de çayın kokusunu saklamak için küçük paketlere konulması ile bulunmuş. Bir diğer rivayet ise çay örnekleri dünyaya gönderilmeye hazırlanırken küçük paketler halinde hazırlanması ile ortaya çıkmış. Demleme gibi olmasa da seni de severiz sallama çay.
1930 yılında  Ruth Wakefield, evde kurabiş hazırlarken bir bakmış ki kakaosu bitmiş. O da çikolata parçalarını kurabiyeye eklemiş ve çikolataların eriyip hamura çikolata rengini vereceğini zannetmiş ancak çıkan kurabiyeler hiç de kahverengi olmamış. Bu lezzeti Ruthçuğumuza borçluyuz.
1930 yılında Ruth Wakefield, evde kurabiş hazırlarken bir bakmış ki kakaosu bitmiş. O da çikolata parçalarını kurabiyeye eklemiş ve çikolataların eriyip hamura çikolata rengini vereceğini zannetmiş ancak çıkan kurabiyeler hiç de kahverengi olmamış. Bu lezzeti Ruthçuğumuza borçluyuz.
Fettuccine Alfredo, şu anda da hala İtalya'da yerini koruyan Alfredo’s of Rome restoranında şef Alfredo de Lelio tarafından canı bol yağlı bir makarna çeken hamile karısı için hazırlanmış. Bilinen tavuklu ve mantarlı tariflerin aksine ilk fettuccine alfredo yalnızca makarna, tereyağı ve parmesandan oluşuyormuş. Oh sağ olsunlar, karnımız doyuyor.
Fettuccine Alfredo, şu anda da hala İtalya’da yerini koruyan Alfredo’s of Rome restoranında şef Alfredo de Lelio tarafından canı bol yağlı bir makarna çeken hamile karısı için hazırlanmış. Bilinen tavuklu ve mantarlı tariflerin aksine ilk fettuccine alfredo yalnızca makarna, tereyağı ve parmesandan oluşuyormuş. Oh sağ olsunlar, karnımız doyuyor.
Dondurma külahının bulunması 1940'a dayanıyor. St. Louis'de gerçekleşen fuarda dondurma satan bir firmanın dondurmaları koyacağı kutu bitince bir waffle makinesinde incecik bir hamur hazırladıktan sonra kıvırarak dondurmaları içine koymuş. Dondurma külahı ile alakalı başka rivayetler olsa da bu şimdilik en eğlencelisi görünüyor.
Dondurma külahının bulunması 1940’a dayanıyor. St. Louis’de gerçekleşen fuarda dondurma satan bir firmanın dondurmaları koyacağı kutu bitince bir waffle makinesinde incecik bir hamur hazırladıktan sonra kıvırarak dondurmaları içine koymuş. Dondurma külahı ile alakalı başka rivayetler olsa da bu şimdilik en eğlencelisi görünüyor.
1950 yılında, Disneyland'de Casa De Fritos bölümündeki tacoları atmamak ve bu yiyecekleri afedersiniz ama çocuklara kakalamak, onlardan kazanç elde etmek için kızartmışlar ve bir güzel satıvermişler. O kadar çok beğeni görmüş ki Doritos o günden sonra Doritos olmuş.
1950 yılında, Disneyland’de Casa De Fritos bölümündeki tacoları atmamak ve bu yiyecekleri afedersiniz ama çocuklara kakalamak, onlardan kazanç elde etmek için kızartmışlar ve bir güzel satıvermişler. O kadar çok beğeni görmüş ki Doritos o günden sonra Doritos olmuş.
1989 yılında W.K. Kellogg ve Dr. John Harvey Kellogg kardeşler Michigan'da bir akıl hastanesinde çalışıyorlarmış. Hastaları için doyurucu ve sağlıklı bir yiyecek hazırlamak isterlerken haşladıkları buğdayı yanlışlıkla unutmuşlar. Buğdaydan yaptıkları hamur bir anda parçalara ayrılmış ve aslında oldukça lezzetli bir tat ortaya çıkarmış. Araştırmalarına devam eden kardeşler kararı buğday yerine mısırda kılmışlar ve mısır gevreği ortaya çıkmış.
1989 yılında W.K. Kellogg ve Dr. John Harvey Kellogg kardeşler Michigan’da bir akıl hastanesinde çalışıyorlarmış. Hastaları için doyurucu ve sağlıklı bir yiyecek hazırlamak isterlerken haşladıkları buğdayı yanlışlıkla unutmuşlar. Buğdaydan yaptıkları hamur bir anda parçalara ayrılmış ve aslında oldukça lezzetli bir tat ortaya çıkarmış. Araştırmalarına devam eden kardeşler kararı buğday yerine mısırda kılmışlar ve mısır gevreği ortaya çıkmış.
1888 yılında Thomas Adams denen bir adamcağız doğal lateksten lastik yapmaya çalışırken bir türlü ayarını tutturamamış. "Yerim ben böyle icadı!" deyip ağzına bir parça doğal lateks atınca bir bakmış ki eğlenceli bir çiğnenişi var bu meretin. O da içine farklı aromalar koyup bu çiğnenen şeyi satmaya başlamış. Afiyet olsun Thomas, afiyet olsun Adams. Türkiye seni çok seviyor.
1888 yılında Thomas Adams denen bir adamcağız doğal lateksten lastik yapmaya çalışırken bir türlü ayarını tutturamamış. “Yerim ben böyle icadı!” deyip ağzına bir parça doğal lateks atınca bir bakmış ki eğlenceli bir çiğnenişi var bu meretin. O da içine farklı aromalar koyup bu çiğnenen şeyi satmaya başlamış. Afiyet olsun Thomas, afiyet olsun Adams. Türkiye seni çok seviyor.
Kola aslında Dr. John Stith Pemberton tarafından alkollü olarak hastalarının baş ağrılarını gidermek için hazırlanmış. Bir nevi ilaç diyebiliriz kendisine şuruplar gibi ancak dönemin alkol yasasından geçemediği için içindeki alkolü çıkarmak durumunda kalmış ve ortaya günümüzün kolası çıkmış.
Kola aslında Dr. John Stith Pemberton tarafından alkollü olarak hastalarının baş ağrılarını gidermek için hazırlanmış. Bir nevi ilaç diyebiliriz kendisine şuruplar gibi ancak dönemin alkol yasasından geçemediği için içindeki alkolü çıkarmak durumunda kalmış ve ortaya günümüzün kolası çıkmış.
11 yaşındaki Frank W. Epperson 1905 yılında evde kendi başına gazlı içecek yapmaya çalışırken hazırladığı karışımı içinde bir çubukla bahçede unutmuş. Sabah döndüğünde ise karışımı donmuş bir şekilde bulmuş. Tadına da bayılan Frank annesine babasına "Ben bir mucidim!" deyip patentini yaptırıvermiş. Frank 11 yaşında, arkadaşları ona Popscileştayn diyor.
11 yaşındaki Frank W. Epperson 1905 yılında evde kendi başına gazlı içecek yapmaya çalışırken hazırladığı karışımı içinde bir çubukla bahçede unutmuş. Sabah döndüğünde ise karışımı donmuş bir şekilde bulmuş. Tadına da bayılan Frank annesine babasına “Ben bir mucidim!” deyip patentini yaptırıvermiş. Frank 11 yaşında, arkadaşları ona Popscileştayn diyor.